Katılımcı Bir Program, Katılımcı Bir Mekânsal Projeksiyon ve Tahayyül

Yayıncı: Mimarlar Odası

Sayfa No: 18-19

Link: Tıklayınız

Yayın Tarihi: 11.2020

Cem Sorguç'un Taksim Kentsel Tasarım Yarışması için kaleme aldığı yazı Mimarlık Dergisi'nde yayınlandı:

 

Nereden bakarsak bakalım Taksim İstanbul’un merkezidir. Dolaylı olarak Türkiye’nin merkez meydanıdır. Böyle olduğu için de tarihsel ve siyasi olarak mekânsal bir çatışma alanıdır. İstanbul sevincini de kederini de öfkesini de buraya taşır. Bir performans alanıdır. Konu her ne kadar Taksim Kentsel Tasarım Yarışması da olsa bahsedeceklerim benzeri yarışmaları içeren genel bir bakış olabilir.

Yorumu bir sacayağına bağlayacağım: Bağlam. Temsil. Katılım.

Bağlam çetrefilli mesele. Mevcut bir örüntü düzenini tamamlayarak yeni bir öneri getirmek Taksim için mümkün değil. Burada konu, alanın mevcut fiziki düzeni üzerinden yani yapı blokları ve kentsel boşluklar ilişkisiyle bir tür zemin bağlamına indirgemek ve buradan bir deneyimin peydahlanmasını öngörmek olsa gerek.

Taksim’in aleni tasarım kodları yok. Dolayısıyla olmayan bir şeyle bütünleşecek, ara bulucu olacak bir tasarım devamlılığı, sürdürülebilirliği de epey güç. Tschumi’nin bahsettiği “taktiksel kayıtsızlık” da, bilinçli ya da bilinçsiz, bazı projelerde gördüğümüz gibi karşı kodları kullanamadığı için “yersizleşiyor”.

Taksim’in bağlamı eskiden bugüne manevi olmuştur. Soyut bağlam düzeni mimarinin baş etmekte güçlük çektiği, üzerine gitmekten çekindiği şayet giderse de sembollere, metaforlara başvurmak zorunda kaldığı ve biçimsel angajmanla sonuçlanma ihtimali yüksek olan bir alan. Dolayısıyla Taksim Meydanı için etkili olabilecek bağlamsal bir mekanizmadan bahsedemiyoruz. Olsa olsa bağlam bu yarışma vesilesiyle çoğaltılabilir. Dolayısıyla kentsel etkileşimlerin, akışkanlığın, mülkiyet özellikle kamusal mülkiyet meselelerinin bu kadar ayak bağı olmadığı, salt çizili bir alandan mülhem, etkileşimini de bu alan içerisinde neticelendirmiş bir yola çıkış tarifi maalesef eksik kalıyor.

Kodlar konusunu bırakmadan temsil meselesine gelecek olursak her tür planlama, tasarlama süreci niceliksel kodlara ihtiyaç duyar. Burada “temsil”i benzer ama farklı karşılıklar olarak bir arada kullanmaya çalışacağım. Vektörel dilin kendisi veya imajinasyonu bir tasarlama, çözme, indirgeme ve/veya fiiliyat aracıdır. Gerçek ile ilişkisi birinin var diğerinin yok olması ile tariflidir. Bu araçlar kullanıcı, deneyimleyen, gören için başka bir evrenin ifadeleridir. İçinde bulunulan, yaşanan dünyanın gözleri ile tasarlayanın gözleri aynı yere bakmayabilir. Tasarım kendi temsil araçları ile kullanıcıyı, yaşayanı yanıltma, eksik bırakma ihtimallerini de taşıyabilir. Dolayısıyla profesyonel bir dünyanın temsil araçları, kendi ifade yöntemleri, ortak dili ile kullanıcı temsilinin karşılığı zayıftır. Kullanıcı tercihine dayalı, katılımı öne koyan mekanizmaların yani icracılar ve katılımcıların temsil ve idrak ortak dilinde buluşması gerekir.

Taksim gibi bir alanın katılımcılık esasında ortaya çıkacak olması memnuniyet verici. Lakin katılım konusunda bir aksaklık yok mu? Bu son etap katılımcılığın gereklerini karşılamış oluyor mu? Belli bir sayıya indirilen projelerin seçeneklenmesi yeterince katılımcılık demek olmuyor, maalesef. Katılımcı bir program, katılımcı bir mekânsal projeksiyon ve tahayyül içermeyen süreç, neticede çoktan seçmeli bir katılımcı kisvesine bürünmek zorunda kalıyor. Dolayısıyla katılımın nüfus etmediği neticenin zaafları burada da karşımıza çıkıyor. Zaaflarını ustalıkla gizleyebilen projeler katılımcılık üzerinden eksik, göründüğü gibi gerçekleşmeme ihtimalini de barındırıyor. Katılımcılık bir tasarım aracıdır, bağlamdır, neticeyi, kararı belirleme aracı değil.