“Müziğin Ritmi”

Yayıncı: Kale Katalogu

Sayfa No: 2-3

Yayın Tarihi: 01.01.2016


“Müziğin Ritmi”

CM Mimarlık'ın kurucusu Cem Sorguç, uzun yıllardır müzikle iç içe. Birçoğumuz onu, Açık Radyo da yaptığı programla tanıyoruz. Biz de yıllardır mimarlık ile müziği bir arada götüren Sorguç'la, bu başarısının sırrını konuştuk.

CM Mimarlık hakkında bilgi verebilir misiniz?

CM Mimarlık 2000 yılında kuruldu. 2005 yılından sonra iç mekan tasarımının yanı sıra mimari, projelendirme, kontrol ve danışmanlık hizmetlerini de bünyesine kattı. İşlerimiz arasında konut blokları, apartmanlar, ofis ve yönetim binaları, alışveriş merkezleri, tekil konutlar, rekreasyon, restorasyon, turizm ve eğlence yapıları var.

Mimari süreçte sizi besleyen, güçlendiren ve ileriye taşıyan şeyler neler?

Mimariyi gündelik hayatın bir alanı olarak görmek ve bu kabulle, hayata ve insana dair mekan oluşturma gayreti denebilir.

Projelerinizi hangi kriterlere göre seçiyorsunuz?

Gerek yapı, gerekse de kentsel ölçekte hata içermesi mümkün olan bir projenin gelişme ihtimali varsa mesafeli yaklaşıyoruz.

Tasarımlarınız nasıl şekilleniyor?

Zamanla, çalışarak, kendiliğinden...

Zaman içerisinde birçok başardı projeye imza attınız. Bunlardan biri de Murathan Mungan'ın evi. Bu projenin ana fikri neydi, nasıl şekillendi?

Arsa üzerinde 19601ardan kalma virane bir yapı vardı. Duvar bölüntüsüz, açık plan sistemi uygulayarak, yazarın tek başına yaşayacağı bir ev yaptık. Evin dış cephesi ise Murathan Mungan'ın doğup büyüdüğü şehir olan Mardin'in mimarisinden esinlenilerek şekillendi.

Yeni projeleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

İki otel projemiz var. Yakın zamanda da yarışma ile kazandığımız bir eğitim ek yapısı bulunuyor. Ayrıca, her zamanki konut yoğunluğumuz içerisinde, 1500 haneli bir konut projesi ile iki apartman çalışıyoruz.

Bu yoğunluk arasında bir de Açık Radyo'da program yapıyorsunuz. Peki Açık Radyo ile nasıl tanıştınız?

Açık Radyo, 1995 yılında yayına başladı. İştar Gözaydın Savaşır ve Cüneyt Cebenoyan'ın, Simon Reynolds ve Joy Press'in Seks İsyanları adlı kitabını müzikli radyo programına uyarlamışlardı. İsmi de, 'Erkekler, Kadınlar ve Rock'n Roll' idi. 5 ay sonra ben de programa dahil oldum.

Programınız hakkında bize bilgi verebilir misiniz?

20 yıl içerisinde, bazen birlikteliklerle bazen de yalnız olarak muhtelif programlar yaptım. Şu an yaptığım ‘Ahtapotun Bahçesi’ adlı program, Cüneyt ile başladığımız ama yaklaşık 10 yıldır yalnız götürdüğüm bir program. Programda müzikal takıntı olmadan seçtiğim müzikler, sesler dönüyor.

Dinleyicilerinizin tepkileri nasıl?

Bu konuda yorum yapamıyorum. Bu kadar yıldır aldığım tepkiler, yakın çevremi dışarıda tutarsam, 40-50 kadardır herhalde. Radyo dinleyicisi çekiniktir. Hele ki, Açık Radyo dinleyicisi pek katılımcı denemez. Aslında bu da, bence fena olmayan bir dinleyici profili. Fakat söylenen o ki, programım dinleniyor ve takipçileri de varmış. Mesela geçenlerde, beni 10 küsur senedir terk etmeden dinlediğini söyleyen bir dinleyici ile tanıştım ki, onun ilk gençlik yıllarına tekamül eder bu rakam muhtemelen.

Açık Radyo dışında müzik ile ilgilendiğiniz başka bir platform var mı?

Yıllarca Roll dergisinde müzik ve albüm yazıları yazıp, müzisyenler ile mülakatlar yaptım. Roll maalesef 10 yıldır yok. Yine o müzik yazıları ile uğraştığım dönem başka yayınlara, gazetelere de yazdığım bir dönemdi. 4-5 yıldır bu konu üzerine yazmıyorum ama başka yazılar yazıyorum, müziğin etrafından dolaşıyorum örneğin konserler, müzik ile ilişki kurduğum mühim platformlardan.

Müzik ile ilgili farklı projeleriniz/hayalleriniz var mı?

Vardı ama artık yok... Belli bir zamandan sonra olamayacağına ikna olmak ve kabul etmek gerekiyor çünkü.

Son olarak mimarlık ve müzik arasında bir etkileşim var mı?

Üst bakıştan belki ilişki kurmaya çalışmak durumu zorlar. Üretme süreci, olgunlaşma gibi ortak benzerlikleri var. Bu da onları etkileşimli kılabilir. Bir de koca bir mekan-ses külliyatı var malum. Demek ki bir etkileşim var veya bulunmaya çalışılıyor.