Dönem Seçkisi Bir Dönem Tarifi Yapabilir mi?

,

Dönem Seçkisi Bir Dönem Tarifi Yapabilir mi?

Cem Sorguç,  15. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri Seçici Kurul Üyesi

Mimarlığı tarihsel olarak tanımlamak hemen ortaya çıktığı gününün konusu olamıyor. Evveli ve sonraki anlamları ile yerini buluyor ya da bulamıyor. Çoğu zaman da zamanın içerisinde kayıp kaybolabiliyor. Sözü olan, kıymeti olan yapılar veya düşüncelerin izini kaybettirdiğini de biliyoruz. Beliren bir iz, rastlantı, ilişki yürütme, dikkat kesilme gibi uyaranlar ile tarihin büyük kesitinde nice mimarlıklara rastladığımız, rastlayageldiğimiz de aşikâr.

Seçkilerin / antolojilerin bu noktada önemi tartışılmaz. Tarihsel bir kesit dahilinde zeminin kayganlığını en azından bir ölçüde gideriyor. Burada seçilenden çok, seçkiler amaçlı platforma dahil olan büyük resimden bahsettiğim anlaşılıyordur. Bizim gibi kayıt altına alması, belgelemesi sorunlu toplumlarda bu tür külli çabaların önemi daha da mühim.

On beşincisi bu yıl düzenlenen Mimarlar Odası Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri seçkisi ile yaklaşık 180 proje, son 30 yılın bir ara kesiti olarak kayıt altına alındı ki, son katılan projeler ile bu sayı yaklaşık 2300.

Mimarlık tabii ki özel, kamusal, ticari vs. diye ayrılmaz, ayrılmamalıdır da. Tümü mimarlığın alanıdır. Yapılma şekli ve yapma tercihleri de mimarlık mesleğinden ve ediminden muaf başka değerler dahilinde değerlendirilmelidir. Bunun yanı sıra kamusal, eğitime dair, sosyal ve insani, çevreye, tarihe ve yerine duyarlı mimarlık ürünlerinin miktarı, kalitesi ve denk geldiğinde sağlanma yönteminin olumsuzlukları, kötü bir kader gibi bu toprakların üzerine yapışmış durumda.

Dikkatli izleyiciler 15.si bu yıl düzenlenen Ulusal Sergi kapsamındaki ödüller kategorisinin bu olumsuzlukları sorgulamaya gayret ettiğini farketmiştir.

Kamu eliyle yapmanın da güçlüğünü içeren bir şehir alanı, kamusal mekan olarak “Şişhane Park”; gene kamu dahilinde bir kamusal alan “Akyazı Kültür Merkezi”; tarihsel ve kamusal stratejik önemi tartışılmaz Şerefiye Sarnıcı Girişi ve Çevre Düzenlemesi; Sinan eseri bir hamamın tekrar aynı işlevle hayata kazandırılması, Kılıç Ali Paşa Hamamı; kırsalda tabiata ve yerine hassasiyetle, kalkıp gidecekmiş gibi iliştirilen tekil bir ev, T Evi; Anadolu’da Cumhuriyetin ilk dönemlerinin karakteristik bir sanayi yapısının eğitim yapısına dönüştürülmesi, AGÜ Kampüsü; çevre tarihsel verileri kollayarak titizlikle kurduğu yapısı ve kalitesiyle bir başka eğitim yapısı, TAC-SEV Yeni Kampüsü ve iki kıymetli eğitimci, yazar, entelektüel (İnci Aslanoğlu, İhsan Bilgin) ve gene mimari eğitimciliğin, mimari pratiğin mühim şahsiyetlerinden, frapanlaşmayan duayenlerinden Maruf Önal. Tabii ki tarih, tabiat duyarlılıkları ve usta-çırak geleneği dahilinde birkaç kuşağın ve memleket mimarisinin, yazın dünyasının büyük Cengiz Bektaş’ı.

Tüm bu çabaların, gayelerin, ömürlerin birarada anılması, bu yılın tarihsel kesiti dahilinde umarım ifade ettiği yeri buluyordur.

Tek tek ödüllerden daha detaylı bahsedebilirim, şöyle:

Şişhane Park, İstanbul’un gözönü mühim bir kesişme noktasında, şehrin parçası kılınmanın gayretini gösteriyor.

Tarihi yapı ve çevresine ilişkin eli ayar tutmayan bir halimiz var. Ya yok edecek, aslını, kaydını kaybettirecek denli ucuz bir müdahaleciyiz ya da dokunmamak hatta terketmek üzerine kurulu bir umarsızlığımız var. Tam bu noktada, gerek Sinan’ın Kılıç Ali Paşa Hamamı Restorasyonu gerekse de Şerefiye Sarnıcı Giriş Yapısı ve Çevresi büyük önem taşıyor.

Şerefiye gerek bulunduğu yerin tarihsel mirası, gerekse de bugün şehrin ihtiyaçları ve dünün gereklilik gayesi ile yaptığı muhdeslerin, tuhaflıkların bir eleştirisi ve böyle de yapılabileceğinin, kararlı ve bilgili olmanın hassasiyetle evirilmesinin bir cevabı niteliğinde.

Epeydir tarihi yapılar kategorisine giren bir belge, dönem kaydı kabul edilen sanayi yapılarının kıymeti malum. AGÜ Kampüsü, hem mevcut yapı teknolojisini muhafaza etmesi yanı sıra yapı bileşenlerinin, elemanlarının da açık edilmesi; vasat kabul edilenin, elin tersi ile kenara ötelenenin kaydını tutması nedeniyle mühim. Mevcut mekânsal kurgunun bugüne aktarılması ile bir eğitim yapısı işlevini adeta yeni bir eğitim yapısı tipolojisini kurcalarcasına bunun içerisine angaje etme başarısı da önemli.

TAC-SEV Eğitim Yapısı, gerek tarihsel bağlamı ve Sadık Paşa Konağı’nı içselleştirerek kente dair mevcut yapı ve öğeleriyle ilişkisi, gerekse de yerinin iklimsel verileri ölçeğinde oluşturulan plan şeması ve üçüncü boyut kararları ile bir eğitim yapısının iyi bir mekânsal çözümü yanı sıra çevresiyle oluşan diyaloğu doğrultusunda kayda değer çalışmalardan biri.

İzmir Mordoğan’daki T Evi, ölçeği ve bu ölçeği dahilinde yapı-mimarlık ilişkisini kurabilen bir sonuç. Ait olduğu yer, coğrafi bağlamı ile sezgi ve mimarlığın bilgisini, öngörüsünü de dahil ederek frapanlaşmayan bir ilişki kuruyor. Tabiatın bütünde algılanmayan detayı, bir yanındakine hassasiyeti, bu yapı üzerinde de hissedilir halde. Bu topraklarda varolan katmanlı yapı kurma geleneğinin bir devamı niteliğinde bugüne dair mimari bir kır tipolojisini de sorgulaması, başka bir cümle kurmaya gayret etmesi önemli.

Salt yapı yapma ya da mimarlığın kendi terminolojisi ile konuşmanın yanı sıra mimarlık dünyasının kendi içerisine kıstırılma halini de sorgulayabilmeye bugün daha fazla ihtiyacımız var. Seçkilerin iyi yapı üzerinde odaklanmasının yanı sıra kent, kamu, tarih ve çevre ile ilgili hassasiyetleri de hissettirmesi tarihselliği içerisinde önem taşıyabilir ve bir dönem atfı yapabilir, diye düşünüyorum.

2016_04_01_kapak_sayfasi_mimarlik

60168011_2

60168023_1