CAN Almanak 2016 – 15. Venedik Mimarlık Bienali

Publisher: Can Yayınları


Bienaller panayırdan, ulusal sergilerden yıllar içerisinde evrildi . Modernite kültürüne özgü kimi yapısal unutkanlık biçimleri vardır” der Paul Connerton. Aravena’nın cepheden bildirme olarak ortaya attığı geniş bir kavram ama kastı belli. Yayılmacılığı ve yerleşikliği ile yere ait unutkanlığın tozunu silkelemeye gayret ediyor. Doğu-batı, kuzey-güney dağılımı dahilinde modern merkezin oluşturduğu alışkanlıkları sorguluyor. Mimari üzerinden kültürel amnezi ile uğraşıyor.

Kapitalizmin doğasında olan hareket etme mecburiyeti nedeniyle mutenalaştırma, dönüştürme veya periferide yeni alanlar oluşturma ile şehirlerin sürekli yapısallaşması malum. Ülkeler arası mecburi göçler, mağduriyetler ile merkezlere doğru hareket etme veya merkez değiştirme trajik bir çelişkiye işaret ediyor. Değişen mekanlar, kayan coğrafyalar/kültürler dahili temel barınma sorunu bugün farklı çözümlere, önlemlere ihtiyaç duyuyor. Kırsal ve kent arasındaki sınırların iyiden iyiye eridiği, hem çok merkezli yapı hem de teknolojinin sınıfsız ve sınırsız kullanımı nedeniyle ekonominin, siyasetin, savaşın kendi organizmasını yarattığı içinde bulunduğumuz zamanlar fiziki mekanların, bağlamsal mekan kurgularının tarifi güçleşmeye başladı. Aravena ve 15. Venedik Mimarlık Bianel’i kapsamında en dikkat çekici kanallardan biri yerleşiklik, birbirine bağlı kurgular ve devamlılığın pamuk ipliği ilişkileri, kopmaya meyyal muğlak mesnetler. Yer değiştirmeler veya ihtimaller. Tam da cephe hali.

Alejandro Aravena Şili’li bir mimar. Sadece Şili olarak değil Güney Amerika bölgesinin mimari yaklaşımını ve kendine dair oluşturmaya çalıştığı hareketi izliyoruz. Ülkesi ve benzeri yapıdaki diğer ülkelerin kısıtları üzerinden şehir-yapı, yoğunluk, mağduriyet meselelerini sorgularken önemli bir fark ortaya koyarak bu meselelerin çözülmesi veya daha da keskinleşmemesi gayesi ile prospektif senaryolar üretiyor. Kaynak kıtlığı, arazi rantları ve var olan yapısal alanların kullanım/program dengesizliği, ekonomik dengesizlikler ve bunun barınma ile ilişkisi dünyanın hepimizin bidiği çoğunluk coğrafyalarında daha da trajik hale gelen bir sorun olarak hızla büyüyor. Nüfusun ve kaynakların dengesiz kullanımı bu kaynakların paylaşımını ciddi oranda etkilemekte."Mimarlar kendilerini sanatsal özgürlük adı altında bağlam dışı bıraktı” diyen Aravena mimarinin bağlamını genişletiyor

Bu tür geniş katılımlı uluslararası sergilerde ana temaya yaslanan, yanından geçenler olduğu gibi temas etmeye yeltenmeyen pavyonların da olması mümkün. Aravena’nın ortaya koyduğu  temayı baz alarak gerek modernliğin gerekse de dünyasının içerisine başka bir retorik ile sızmaya çalışan, çıkmazlara körükle giden, provokatif tavırlar en kayda değerleri.

“Harikulade mimarlık”, “Şahane cephe” vs. gibi yorumlardan daha çok konuşacağımız durumların zamanı geliyor.Şahane, gıcır malzemenin de. Malzemenin ne olduğundan çok nasıl oluştuğu ve nelere sebep olduğu gene Aravena’nın yapıların malzemelerinden değil fikirlerden kurulduğunun yansıması olarak moderniteye özgü yapısal unutkanlık biçimleri ile bu bianelde ortaya seriliyor.

Merkez ve çeper sınırları ne kadar muğlaklaştı ise coğrafi sınırlar da göçler ve müdahaleler ile benzeri  bir  tanımsızlığa evrilmekte. Britanya’nın AB’den ayrılma isteği, devletler arası sınır kontrol ve karşılıklı koz anlaşmaları, sağcı hükümetlerin ve lobilerin günden güne palazlanması, batı karşıtı gerilla devletleri, uluslararası çok kimlikli terör eylemleri modernizmi ortaya koyan nüvelerin, sürecinin,  merkezleşmenin, kültürel amnezinin, sosyal yapının tezahürü. Nerden baksak yaşama dair ve mekansal bir kavgası var. Bunun gayet farkında bir küratör de konuyu 2 oda bir salon terminolojisine sıkıştırmıyor.Alejandro Aravena 15. Venedik Mimarlık Bienali vesilesiye romantizm ile mimarlık arasına sanal bir duvar çekiyor.

 

cem sorguç      01.10.2016